Gönderen Konu: Hazır Cevaplar  (Okunma sayısı 482 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Güler

  • Ziyaretçi
Hazır Cevaplar
« : 06 Şubat 2008, 11:01:07 »
Yenilir Yutulur Hesap

Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur o defterdara, hesap yaptığı kâğıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca’yı alır.

Hoca Nasreddin hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görüp şaşırır ve sebebini sorar. Nasreddin Hoca cevap verir:

“Yemesi kolay olsun diye!..”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #1 : 06 Şubat 2008, 11:03:37 »
Görmeme Nimeti

Hilâl-i Râî'nin, Kör Şair Beşşar diye tanınan bir dostu vardı. Hilâl ona arasıra ağırca şakalar yapardı. Hilâl-i Râî bir gün Beşşar’a sordu:

“Cenab-ı Hak bir kimseyi görmekten mahrum ederse, onun yerine başka bir nimet verirmiş. Seninki nedir?”

Beşşar biraz kızarak cevap verdi:

“Senin gibilerin yüzünü görmemek...”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #2 : 06 Şubat 2008, 11:04:23 »
Herkesin Sevdiği

Merhum Azerbaycanlı fikir ve siyaset adamı Ebu Feyz Elçi Bey’e muhaliflerini kastederek sormuşlar:

“Niçin herkes seni sevmiyor?”

Ebu Feyz Elçi Bey, tebessüm ederek şu cevabı vermiş:

“Para mıyım ki herkes beni sevsin?”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #3 : 06 Şubat 2008, 11:05:40 »
Pay Değil Çay İsterim

Erzurum esnafından rahmetli Yunus Usta, bir yorgunluk çayı içmek için dükkanının bitişiğindeki kahveye gitmişti. Oturur oturmaz garson önüne yarım bardak çay koyunca, usta sinirlenerek garsonu çağırır. Başka bir vilayetten gelen ve yeni işe başlayan garson, Yunus Usta’nın karşısına gelip sorar:

“— Buyur Beybaba!”

“— Oğul, bu nasıl çay?”

“— Beybaba, yeni demledim.”

“— Onu demirem. Bah burada tiryakinin öğüne hele yarım bardah çay goyan mi, ona söymüş gibi olursan, annadınmı?

Beybaba, dudak payı istemez misin?

“— Ben pay isdemirem çay isdirem çay!”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2008, 11:06:20 »
Sinek

Halife Mansur’un yüzüne bir sinek musallat olmuştu. O sırada yanında bulunan Cafer-i Sıddık’a sordu:

“Ey Abdullah’ın babası! Allah bu sineği neden yaratmıştır?”

İmam şöyle cevap verdi:

“Büyüklük taslayanları küçültmek için!”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #5 : 06 Şubat 2008, 11:07:15 »
Delik Ayakkabı

İttihatçı Doktor Nazım, elinde pek çok imkân olduğu halde, fakir yaşıyordu. Bunun sebebi olarak da, namuslu olduğunu söylüyor ve ayakkabısının altındaki delikleri gösteriyordu.

Bir gün, Ömer Seyfettin’le konuşurlarken, Doktor Nazım konuyu yine ne kadar dürüst olduğuna getirip, ayakkabılarını kaldırmış ve:

“Bak,” demiş, “Bu delikler, namuslu olduğum içindir.”

Ömer Seyfettin de ciddileşerek:

“Lütfen,” demiş, “yazıktır, namusu bu kadar ayağa düşürmemeli.”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #6 : 06 Şubat 2008, 11:09:35 »
Bingöllü Lenin

Bingöllü Hacı Ömer amcanın yeğeni İstanbul'da Felsefe bölümünde okuyordur. Anarşinin ülkeyi kasıp kavurduğu yıllardır.

Genç adam, amcası Hacı Ömer'i ziyarete gelir. Kirli çamaşırlarını ve kitaplarını sedirin altına koyup köye yollanır. Tam o günlerde de 12 Eylül ihtilali olur. Derken ev aramaları ve 65 yaşındaki sakallı Hacı Ömer amcanın evinde Marks, Lenin, Hegel'e ait bir sürü o zaman için yasa dışı sayılan kitap ele geçirilir... Hemen yaka paça Hacı Ömer Amcayı askeri hâkimin karşısına çıkartırlar. Hâkim sorar:

“Ömer efendi, bu Marks ve Lenin'i tanıyor musun?”

Hacı Ömer, mahcup mahcup:

“Vallahi hâkim beg” der. “Eğer Bingöl'ün içindenseler kesin tanıram. Köylerindenseler çıkartamayabilirim.”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #7 : 06 Şubat 2008, 11:10:26 »
En İyi Taraf

Şair Lilienron, dedeleriyle fazlaca öğünen bir adama derki:

“Siz bana patatesi hatırlatıyorsunuz.”

Adam bu garip sözlerin mânâsını soruncada:

“Çünkü onun da en iyi tarafı toprağın altındadır!” diye cevap verir.

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #8 : 06 Şubat 2008, 11:11:35 »
Kurtdereli

İkinci Abdülhamid devrinde cihan pehlivanlarından bir grup Paris’e güreşe gidiyorlardı. Pehlivanlar Galata rıhtımına yanaşmış bir yolcu gemisine bindikleri sırada Abdülhamid mabeyncilerinden birini pehlivanlara gönderdi. Mabeynci:

“— Zat-ı Şahane’nin sizlere selamları vardır. Avrupa’da güreşirken, daima taç ve tahtımın şerefini düşünsünler!” der.

Bunun üzerine Kurtdereli Mehmet Pehlivan şöyle cevap verir:

“— Padişahımızın tac ve tahtının şerefi kadar, bizim de sırtımızın şerefi vardır!”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #9 : 06 Şubat 2008, 11:12:34 »
Yerinden Kıpırdama Diyorlar

Abbasi hükümdarı Harun Reşit döneminde, adamın biri:

“Ben peygamberim, diye ortaya çıkıp bağırmaya; ona buna buyruklar vermeye başlamış.”

Adamı yaka paça tutup Harun Reşit'in yanına çıkarmışlar.

Harun Reşit kızmış:

“Atın mutfağa, demiş, tutuklayın; yesin içsin yatsın orda. Belki aklı başına gelir.”

Günler, hatfalar geçmiş aradan. Harun Reşit adamı çağırtmış:

“Nasıl demiş, yine eskisi gibi üç günde bir melek görüyor musun? Ben peygamberim diyecek misin?”

Adam:

Hayır demeyeceğim, demiş. Eskiden üç günde bir görüğüm melekler, bana: ‘Sen peygambersin’ diyorlardı. Şimdi ise her gün karışıma dikiliyorlar: ‘Sakın yerinden kıpırdama’ diyorlar...   

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #10 : 06 Şubat 2008, 11:13:57 »
Ağırlığınca Altın Eder

İngiliz şairlerinden Oscar Wilde, yazdığı bir şiiri, ressam arkadaşı Whistler'e getirmiş:

“Bak bakalım, demiş, nasıl bulacaksın?”

Ressam, şiiri okumuş, hiç bir şey demeden geri vermiş.

Oscar Wilde:

“Düşünceni söylemedin, demiş. Sence bu şiirin değeri nedir?”

Ressam:

Evet değerli buluyorum, diye karşılamış. Şiirin yazılı olduğu ince pelür kâğıdı göstererek.

“Ağırlığınca altın eder..”

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #11 : 06 Şubat 2008, 11:14:45 »
Her Günün Tütünü

Bir dostu ünlü İskoçyalı edebiyatçı Thomas Carlyle’a sorar:

—Bu kadar kitabı nasıl biriktirdiniz.

Carlyle şu cevabı verir:

—Bu kütüphane benim her günkü tütünümdür!

—Ne demek istediğinizi anlamadım?

Carlyle açıklar:

—Arkadaşlarımın tütüne verdiği parayı, ben kitaplarıma verdim.

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #12 : 06 Şubat 2008, 11:15:26 »
Dayanışma

Bir sohbette söz evlilikten açıldığında, meşhur bir ressam şunu anlatmıştı:

—Bana soruyorlar: ‘Hanımına nasıl dayanıyorsun?’ diye. Ben de şu cevabı veriyorum:

—Efendim, evlilik bir dayanma değil, dayanışmadır! 

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #13 : 06 Şubat 2008, 11:16:38 »
Gelde Cevap Ver

bir deve yavrusu annesine sordu:
göz kapaklarımız niçin uzun?
anne: çölde yürürken gözlerimize kum girmesin diye.

deve yavrusu:ayaklarımızın tüyleri niçin uzun?
anne:çölde yürürken bizi kumun sıcaklığından korumak için.
yavru:niçin iiki hörgücümüz var?
anne şöyle dedi:çünkü onlara, çölde mesafeler yürürken, susuzluk hissetmiyelim diye su depo ederiz.

ve yavru deve şöyle dedi:
öyleyse, hayvanat bahçesinde ne işimiz var?   

Güler

  • Ziyaretçi
Ynt: Hazır Cevaplar
« Yanıtla #14 : 06 Şubat 2008, 11:20:52 »
Doldurmak

Bir gün Şeyhülislam Mustafa Asım Efendinin yanında otururken, Bab-ı Meşihatte önemli bir göreve tayin edilen Hayrullah Efendiyi mecliste bulunanların gözünde büyütmek isteyen bir arkadaşı:

“Hayrullah efendi bu vazife için biçilmiş kaftandır!..” demiş, “Doğrusu yerini de dolduruyor!”

İsmi geçen zatın öteden beri yaptıklarını bilen Babanzade kendini tutamamış:

“Yalnız yerini doldursa iyi, cebini de dolduruyor!.”


 

Yöremizden.com | HoronTUBE | Morjee Fashion | cengiz kurtoğlu dinle | ilahi dinle | sohbet odaları | guzel sozler | sesli sohbet | Sohbet | sohbet odaları | mynet sohbet | aşk sözü sohbet | canlı sohbet Chat | Sohbet | kadıköy acil | Bordomavi.net | Ofhayrat.com | Forum Çaykara | hayrat.net | sohbet | Sohbet | Netkeyfim.com | Sohbet | Chat | kış bahçesi | Soğuk Sandviç | Kumanya Paketleri | Kütük ev | Devekuşu | Bardak Mısır Standı